Skip to content
Welcome to Dogac Titiz Official Page

Kategori: Blog

Ekipmanlar

Türkiye’nin en başarılı davulcularından olan Doğaç Titiz, 2008 yılında Amerika’da düzenlenen ”Modern Drummer Undiscovered Drummer Contest” adlı yarışmada 19 yaş ve üstü kategorisinde 1. oldu ve bu yarışmayı kazanan ilk Türk davulcu ünvanını aldı. Geçtiğimiz sene ise Roland tarafından düzenlenen ” V-Drums World Championship 2” adlı yarışmada ise ülkemizi dünya finallerinde Almanya’da temsil etti.

Athena, Duman gibi  gruplarla ve birçok sanatçı ve müzisyenle çalışan, şu anda ise Mustafa Ceceli OrkestrasıBeyaz Show ve Flexible gruplarıyla sahne alan Doğaç Titiz, Ayberk Saka’nın önümüzdeki aylarda çıkacak olan albümünün davul kayıtları için Recordman Kayıt Stüdyosu‘ndaydı.

Techno Today | Röportaj

1981 yılında doğdu. Müzik hayatına kemanla başladı, fakat daha sonra davul çalmak istediğine karar verdi. Eğitim hayatının tamamını İstanbul Devlet Konservatuarı nda tamamladı. Athena, Duman gibi gruplarla ve daha pek çok müzisyenle sahne aldı. 2008 yılında Amerika da düzenlenen “Modern Drummer Undiscovered Drummer Contests” 19 yaş ve üstü kategorisinde 1. oldu. Bu yarışmayı kazanan ilk Türk davulcu ünvanını aldı.

Müzisyen Online | Röportaj

Müzisyen Online kısa bir aradan sonra röportajlar serisine devam ediyor.
Sevgili Doğaç Titiz bizi kırmayarak stüdyosunda ağırladı ve kendisi ile çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Müzik hayatına nasıl başladın?
Müzisyen bir ailenin çocuğuyum. Annem timpani, babam kontrbas çaldığı için anne karnında klasik müzik dinleyerek başladım. Sonuçta biri senfonide öteki operada çalıyordu. Küçüklüğümden beri klasik müzik, caz, Michael Jackson ve Madonna dinleyebiliyordum. Evde Türkçe pop müzik yasaktı. Annem ve babam klasik müzik müzisyeni olduğu için hep güzel müzikler dinleyerek büyüdüm. 5 – 6 yaşındayken keman çalmaya başladım. 1992 senesinde İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarına girdim. 94 yılına kadar keman çaldım. Sonrasında sıkıldım keman enstrümanını sevmediğime karar verip vurmalı çalgılara geçtim ve 2005 yılında mezun oldum. Yaklaşık 21 – 22 yıldır davul çalıyorum.

Kariyerindeki en büyük dönüm noktaları neler oldu?
Herhalde annem ve babamdır. Annem timpani çaldığı için finger control tekniğine çok önem veriyordu. O tekniği çok çalıştırıyordu. Küçükken hamur gibi bir padim vardı, mutfak tezgahında metronomla stick control çalışırdım ve annem yemek yaparken bile kontrol ederdi. Düşünsenize sabah kalktığımda annem salonda koltukları birleştirmiş metronomla stick control çalışıyor. Böyle büyüdüm ben :))

Babam da farklı imkanlar sağladı. Yaklaşık 14 yaşında davula oturduğumdan beri hastalık olmuştu. 16-17 yaşındaydım deli gibi stick control davul çalışıyordum. Bir davulumun olmasını çok istiyordum, sürekli davulum yok diye ağlıyordum. Bir gün babam Yamaha kataloğunu önüme koydu ve “Hangisini istiyorsan seç alacağım” dedi. Hatta hiç unutmam Volkan abi (Öktem) ile Akmerkez’de buluşup birlikte sipariş vermiştik. Bir de babam “piyasada çalma, otur teknik çalış” derdi. Belli bir zamandan sonra teknik çalışmamın çok mümkün olmayacağından bahsediyordu. Babamın bir şirketi vardı, ben de şirketin deposuna davulu koydum, sağa-sola-önüme her yere aynalar koydum. Günde 10 saat falan çalışmaya başladım. Dave Weckl – Back to Basic video kasedini seyrederek aynısını yapmaya çalışıyordum. Yani kısacası kariyerimdeki dönüm noktasına annem ve babam diyebilirim 🙂

dogac2

Sahne çalışmalarına nasıl başladın?
İlk defa barlarda çaldığım dönem orta okul – lise dönemlerimdi. Duman grubu gelmiş̧ beni izlemiş̧ galiba. Ondan 1-2 yıl sonra Dumanla birlikte çalmaya başladım. Arada bir kere Volkan abi kendi yerine Emre Altuğ’a göndermişti. İlk pop sanatçısı deneyimim o şekilde oldu. Gerçi sonra yemin ettim bir daha pop çalmayacağım diye 🙂  Sonrasında 5 yıl gibi bir süre boyunca pop çalmadım. Rock çaldım (Duman, Athena). Sonra Aşkın Arsunan ile birlikte 1-2 yıl caz çalmaya çalıştım tabi ki yine Volkan abi ile dönüşümlü olarak ve sonrasında Askere gittim. Geldiğimde caz müziği sevmediğime karar verdim. Sonra da oturdum davul çalıştım. Ne hissediyorsam ne istiyorsam onu çaldım. Açıkçası bana göre “şununla çaldım, şu kişiyle çalıyorum” konusu önemsiz. Belli bir seviyeye gelen herkes birileri ile sahneyi paylaşabilir hatta belli bir seviyeye gelmeden paylaşanlar bile var aramızda (bazı amatörler var çaktırma 🙂

Modern Drummer Undiscovered Drummer Contests 19 yaş ve üstü kategorisinde birinci olarak büyük bir başarı elde ettin. Nasıl bir süreçti biraz bahsedebilir misin?
En iyi arkadaşım diyebileceğim bir asker arkadaşım var; Gökçer Turan. Ç̧ok değerli bir müzisyen, piyanist ve aranjör aynı zamanda. O sadece benim için bir şarkı yaptı sağ olsun. Bir çok workshopda çaldığım bir sürü̈ parçayı kendisi yapıyor. Bir hafta boyunca onun notasını yazıp şarkıyı ezberledim. Sadece çalışma padi üzerinde trampet notası gibi çalıştım. Sonrasında stüdyo 18′ e gittim kayıt yaptım ve Amerika’ya yolladım. 2-3 ay sonra dönüş yaptılar. Ben elendiğimi sanıyordum. Yüzbinlerce video arasında beni seçtiklerini söylediler. Eh haliyle insan seviniyor.

Sonrasında canlı performans ya da DVD için çağırdılar mı?
Onunla alakalı bir şey olmadı. Orda biraz bahtsızlık yaşadım. Kazandığım yıl bu yarışmayı kazananlara canlı performans yaptırmama kararı almışlar .

Bir bahtsızlık yaşamışsın…
Dışarıdan çok şanslı gibi görünebilirim ama bahtsızlıklarım da olmadı değil:) İşte bana denk geldi.

Bir çok ünlü gruba, sanatçıya eşlik ettin. Bunların arasında en beğendiğin keyif aldığın proje nedir?
Öyle bir şey yok aslında. Sevmediğim şeyler olmadı mı ? Oldu. Davul çalıyorum davul çalarken eğleniyorum ve mutlu oluyorum. Türkiye’de yapılan müzik çok belli. Geçenlerde Amerika’da Namm show’a gittim. Dünyanın sayılı davulcuları ile aynı ortamda bulundum, beraber çaldım, ders bile aldım. İnan bana orda müzik çok daha geniş ve herkes benim kadar öğrenmeye aç. Yani ülkemizde çaldığım müzisyenlerin bir çoğu “ne yapacaksın, bu kadar çalışma işte, davul böyle mi çalınır, yok otobüste orda burda stick control çalışma kafamız şişiyor ya da alay ediyorlar hala kontrol edemiyorsun şu bagetleri o kadar stick control çalışıyorsun” diye geyiğe vuruluyor çünkü kendileri çalışmıyorlar ve çalışmak istemiyorlar yanlarında da biri çalışınca batıyor (tabi ki enstrüman çalışan ve bu konuda kendini geliştirmekte olan veya bir şeyler öğrenmeye çalışan arkadaşlarımı müzisyenleri bunun dışında tutuyorum ama maalesef genel Türkiye tablosu bu. Neyse Amerika’da böyle bir şey yok, herkes çok çalışmak istiyor. En basitinden 15 davulcu gece 12’de stüdyoda buluşup 6 saat boyunca sabaha kadar davul çalıştık. Karşılıklı çaldık ve değişe değişe sololar attık. Buna shedd deniyor. Hayatımda hiç böyle bir şey yaşamamıştım, huzur doldum. Kendimi sürekli geliştirmeye çalışıyorum. Sahnede çok huzurlu olduğum dönemler oldu ve oluyor. Tabi ki mesela en başta workshop yaparken mutlu oluyorum. Bu, insanlarla bilgi paylaşmak ve onlara kapalı odada çalıştığım şeyleri gösterme fırsatı benim için . Bunun haricinde çok küçük olmama rağmen Duman ile çaldığım dönemler sanırım en huzurlu olduğum dönemlerdi . O adamlar çok iyi insanlar. Neden bilmiyorum ama çok severim onları. Gerçektirler, yalan yoktur, safça severlerdi beni ve adamdırlar. Her zaman onlara zaafım olmuştur.

Duman ile hangi dönemlerde çalmıştın?
Alen “Köprüaltı” albümünü kaydetti ve sonrasında Amerika’ya ses mühendisliği okumaya gitti. Bana telefon açtılar provaya gittim, denediler. Sonrasında olumlu oldu, öyle çalmaya başladım. 1-2 yıl onlara çaldım. Okul sebebi ile bırakmak zorunda kaldım.

Bir dönem de Athena ile çok başarılı işlere imza attın. O süreç nasıldı ? ve Çok özel değilse yolları ayırma sebeniz nedir?
Eurovizyon zamanı çok güzeldi. Athena ile güzel işler yaptık. US albümündeki davulları beğenirim mesela. Neden ayrıldım sorusuna gelince… Alper Ersönmez bir albümü produce ediyordu. Davullara çok karıştılar öyle çalma böyle çal gibilerinden (aslında 1 – 2 defa oldu böyle şeyler). O zaman yolları bir ayırmıştık. Bir kere de yurt dışı konseri öncesi yolculuktan bir gün önce pasaportumu kaybettim. Bir defada o şekilde yolları ayırmıştık. O dönem konservatuvarda okuyordum çok dağınıktım. Birkaç kez gruba girip çıktığım için hatırlayabildiklerim bunlar 🙂

Davulda akademisyen yönün de çok ağır basıyor. Bir çok workshop’ta seni görüyoruz. Müziğin hangi tarafında olmaktan keyif alıyorsun?
Aslında albüm kayıtları bana çok soğuk geliyor. O yüzden tanımadığım kişilere kayıt için pek gitmemeye çalışıyorum. Zaten artık kayıtları kendi stüdyomda yapıyorum. Ses mühendisi arkadaşım Harun Aksoy ile ortak kayıt işi yapıyoruz. Hatta stüdyoya bile gelmiyorlar çoğu zaman. Şarkıyı çalıp direk mail ile yolluyoruz. Süper iş oluyor, hem de zevkli . Sonuçta konservatuvar mezunuyum workshop yapmayı çok seviyorum. İnsanlarla bilgi paylaşıyorum. Ama genç̧ nesil genelde Murat Boz’a  nasıl çalmışım onu daha çok merak ediyorlar:).

Murat Boz’daki canlı performans videoların oldukça meşhur 🙂
Ben o videoyu sevmiyorum mesela. Millet bayılıyor anlamıyorum. O gün hissettiğim bir şey olmuş ki öyle çalmışım. Çok izlendiği için silmiyorum, öyle duruyor.

Lafı açılmışken genç Davulcuları nasıl buluyorsun?
Biraz tembeller açıkçası ve işin show kısmındalar. Yok enstrümanım böyle olsun trampetim şöyle olsun. Aslında olay orda değil. Gençler bunu çalışarak yapması gerektiğini ve o sesin kendi bileğinden ve kalbinden çıkarabileceği bilincine bir türlü varamıyor ya da işlerine gelmiyor. Çok oldu, eski öğrencilerim 1 sene ders alıp sonra davul çalmayı bıraktılar ya da bir yerlerde çıkmaya başlayınca havaya girdiler. Ama oturup çalışmak lazım. Çünkü̈ çalışmıyorsan benim seviyemde biri onun videosunu izlediği zaman komik oluyor. Bunu aşağılamak için söylemiyorum ama ben daha derin bir yol bildiğim için tüm herşeyi çıplaklığıyla görüyorum. Ç̧alan gençler de genelde yüzeysel duyarlar ya da çok şeyi atlarlar. Asıl konu bu. Keşke benim algılarımı ya da duyularımı bir günlüğüne onlara versem de benim gözümden kendilerini bir izleseler. Bu arada yardımcı olmak için youtube ve facebookta gördüğüm davulculara bazen özelden mesaj atıyorum. Asla ana sayfalarına yazmıyorum bu bir hakarettir. İyi ve kötü yaptığı şeyleri bir de hangi tekniklere çalışırsa daha iyi olabileceğini söylüyorum.  Bayağı amme hizmeti şeklinde. Birde sosyal medyadan çok fazla soru geliyor yetişebildikçe hepsine cevap vermeye çalışıyorum.

Müzikte son nokta yok değil mi?
Evet kesinlikle. Volkan abi bana yıllar önce söylemişti “Müzikte mutluluk yoktur” diye, pek anlayamamıştım. Şimdi çok iyi anlıyorum. Bu çok önemli bir laf. Çünkü ne kadar adım atarsan daha uzak olduğunu görüyorsun. Mesela ben devamlı ders almak istiyorum. Bu işin sonu yok kısacası.

İyi bir müzisyen olmak için sence nasıl bir yol izlenmeli?
Müzisyenlik ayrı, davulculuk ayrı bir konu benim gözümde. Müzik öğrenmeye çalışsınlar. Neyse idealleri onun peşinden gitsinler. Çok fazla eskiye takılmasınlar. Yıl oldu 2016 bence yeni müziklerde çalışılmalı. Aynı zamanda enstrümanlarını yenmeye çalışsınlar. Teknik zorluklarını çözememiş̧ bir çok arkadaş enstrüman çalmaya çalışıyor. Bence teknik çalışmak, enstrüman üzerinde belirli bir denge ve hakimiyet kurmak için çok önemli bir konu. Yoksa kafanızdakileri müziğe doğru şekilde yansıtamazsınız.

Türkiye’de eskiye takılı kalma durumu mu var biraz?
Yıl 2016 oldu eskiye takılıp kalmanın anlamı yok. Türkiye’de hep eskiden yapılmış müzikleri övüyorlar. Benim içimden ne geliyorsa öyle çalarım. Kayıtlarda da aynı şey geçerli. Beni çağırdıklarında benim nasıl çaldığımı biliyorlar. Bende müziği biliyorum, belli bir tarzım var. O yüzden çok karışılmasını sevmiyorum. Sonuçta hep yeni ne varsa onları takip ediyorum ve kendimi bu şekilde geliştirmeye çalışıyorum.

Bir davulcu günde kaç saat enstrümanı ile vakit geçirmeli?
Öyle bir şey yok. Kendine yetecek kadar vakit geçirmeli. Ama yeni başlayanlar günde 3-4 saat metronom eşliğinde çalışma padinde stick kontrol çalışırlarsa, ilk 2-4 sene için tekniğin temeli daha doğru oturtmuş olur.

İleriye dönük hedeflerin neler?
Hep daha iyi olmak.

Bu sıra kimler ile çalıyorsun?
10 yıl oldu sanırım Beyaz Show’da çalıyorum. Onun dışında Mustafa Ceceli var. Bizim “Vals Müzik” adında bir aile şirketimiz var. Orada düğünlerde çalıyorum. Hatta bazen beni düğünde görenler şaşırıyor “Abi senin ne işin var burada” gibilerinden 🙂 Ben de insanım sonuçta ben de düğün çalıyorum:). Bunların dışında stüdyomda ders veriyorum. Yeni başlayan bir uygulamam var, şehir dışından bana ulaşamayanlar için kamp yapıyorum. Malatya’dan, İzmir’den, Kıbrıs’tan hatta İran’dan ve Yunanistan’dan günü birlik gelenler bile var. Günde 4 saat ya da 2 gün toplam 8 saatlik dersler oluyor ve kamptan çıktıklarında öğrenciler davul çalışmak hakkında her şeyi biliyor oluyorlar. Çok faydalı bence. Bunun haricinde workhop’lara gidiyorum üniversitelere.

Bizi ağırladığın için teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dileriz.

Teşekkürler saygılar 🙂